30 Kasım 2016 Çarşamba

KAZA DEĞİL! KADER DEĞİL! İHMAL DEĞİL! CİNAYET!


KAZA DEĞİL! KADER DEĞİL! İHMAL DEĞİL!
CİNAYET!

29.11.2016 tarihinde Adana Aladağ’da Kız Öğrenci Yurdunda çıkan yangın sonucu can veren Öğrenciler kader ve kaza sonucu ölüme sürüklenmediler.

Yine namus bekçiliğine soyunan Erk-Egemen anlayış, binadaki acil çıkışları dahi kilitlemesi sonucu çocuklar alev alan binadan kaçamadılar, canlarını kurtaramadılar!

Çocuk istismarı yurtlarda çocukların üzerine kilit vurarak engellenemez!

Çok iyi bildiğimiz ve yakın zamanlarda da yaşadığımız şey çocukların eğitimsiz personel, pedofili çalışanların görev yaptığı ve denetimsiz yurtlarda sistematik istismara uğradıklarıdır.

Çocukların dışarıya çıkışını engellemek için acil çıkışları dahi kilitleyen ve çocukların ölümüne neden bu anlayış yurtların içindeki istismara engel olmuyor.

Keza, toplumun erk-ek zihniyetli cinsiyetçi yaklaşımları ile doğuran kadın üzerinden yapılan söylemler yaralı ailelerin acısını kat be kat arttırmaktan başka bir işlev görmemektedir. Kimin doğurup doğurmadığına devletin de karar veremeyeceği gibi, kendini kurtarılmış ve her şeyin üstesinde gören zihniyeti de esefle kınıyoruz. 

Birleşmiş Milletler, Çocuk Hakları Sözleşmesi'ni (ÇHS) göre devletin çocukları her türlü istismar, ihmal ve sömürüden koruma yükümlülükleri bulunmaktadır. 

Ayrıca, MEB yönetmeliği gereği ancak lise ve üniversite öğrencileri için özel yurtların açılması ön görülmüştür. Aladağ Kız Öğrenci Yurdunda 11-14 yaşlarında kız çocukları kalmakta idi.

Bu örnekte de görüldüğü gibi, devlet, sokaktaki erkeklerin tercihine göre yapılaşmasına izin verilen yurtlara ruhsat vererek, gerek istismarın önünü açıp, işine geldiğinde de, özel olarak açılan yurdu daha sonra kamulaştıramaz.

Sorumlular, var olan mevzuat ile çocukların üstün yararını değil, erk-ek egemen zihniyeti korumak ve devlet yükümlülüğü adı altında malum yasa tasarısı ve önergelerine yakın bir zihniyeti beslemek peşinde.

Devletin, tarikatlara teslim edilen ve cezaevi mantığı ile idare edilen yurtları derhal kapatıp, yükümlülükleri doğrultusunda, sivil denetime de açık ve çocukların yüksek yararına hizmet edecek şekilde yurtlar açıp, yönetmesi gerekmektedir.

Gerçekleşen vahim olay sonrasında, “huzur ve güven ortamı”nı sağlamak amacı ile yayın yasağı getirmek, halkın bilgi edinme hakkını doğrudan ihlal etmektedir.

Kamu vicdanını derinden üzen böyle bir acı olayın soruşturması demokrasilerde şeffaf ve açık yürütülür. Yayın yasağı ise yaşanan cinayetin yetkililer tarafından, kendi sorumluluklarına uygun bir kılıf bulana kadar, zemin ve zaman ayarlamaktan başka bir şey olarak nitelendirilemez.  

Gerek Milli Eğitim Bakanlığı, gerekse Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın ihmali ve beslediği cinsiyetçi zihniyet, korunması gereken çocuk ve gençler ile ilgili çalışmalar yürütmekten aciz ve yoksundur.

İlgili Bakanlıkları işgal eden ve gereğini yerine getirmekten yoksun 

MİLLİ EĞİTİM BAKANINI
ve 
AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANINI

bu cinayet sonucu derhal istifa etmeye çağırıyoruz.

Bodrum Kadın Dayanışma Derneği olarak, Aladağ Kız Öğrenci yurdunda çıkan yangın sonucu, canlarını kurtaramayan çocukların ailelerine başsağlığı ve yaralanan çocuklara acil şifa diliyor, failleri hakkında gecikmeksizin ve etkin bir soruşturma yürütülerek, en ağır şekilde cezalandırılmalarını talep ediyoruz.

Bodrum Kadın Dayanışma Derneği


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder